YİDK Kararının İptali Davası Rehberi
- 13 May
- 3 dakikada okunur
Türk Patent ve Marka Kurumu (“Türk Patent”) nezdinde yürütülen marka, tasarım veya patent tescil süreçlerinde, ilgili dairelerin (Markalar Dairesi, Tasarımlar Dairesi gibi) kararlarına karşı yapılan itirazların ulaştığı son idari durak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'dur (“YİDK”). 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) uyarınca YİDK tarafından verilen bu kararlar, Türk Patent’in nihai idari kararları niteliğindedir. Bu aşamadan sonra Türk Patent bünyesindeki tüm idari yollar tamamen tükenmiş olup hak sahiplerinin önündeki tek yasal seçenek, bu idari işlemin yargı denetimine tabi tutulması, yani YİDK kararının iptali davası açılmasıdır.

YİDK Kararının İptali Davasının Niteliği ve Kapsamı
YİDK kararının iptali davası, özü itibarıyla bir idari işlemin yargısal denetimi niteliğindedir. SMK kapsamında düzenlenen marka, tasarım veya patent başvurularına yönelik nihai ret veya tescil (itirazın reddi) kararları bu dava ile bağımsız mahkemelerin önüne taşınmaktadır. Davanın temel amacı, YİDK tarafından tesis edilen ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen işlemin geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasını sağlamaktır.
Bu süreçte dikkat edilmesi gereken en kritik hususlardan biri dava açma süresidir. 5000 s. Kanun 15/C uyarınca, YİDK kararının iptali davası, kararın ilgili tarafa tebliğinden itibaren 2 ay içerisinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, sürenin geçirilmesi durumunda Türk Patent kararı kesinleşir ve aynı nedene dayalı olarak bir daha Türk Patent’in bu kararına karşı yargı yoluna başvurulması mümkün olmamaktadır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme: Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri
SMK m. 156/2 uyarınca münhasır bir kural öngörmüştür: Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından alınan tüm kararlara karşı açılacak davalarda Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi münhasıran yetkilidir. Buna göre YİDK kararının iptali davalarının Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılması gerekmektedir.
Davanın Tarafları ve Husumet
Davanın tarafları belirlenirken, davanın Türk Patent’in nihai kararına karşı açıldığı unutulmamalıdır. Bu nedenle davalı taraflardan birinin mutlaka Türk Patent ve Marka Kurumu olarak gösterilmesi zorunludur.
Ancak fikrî mülkiyet uyuşmazlıkları genellikle iki tarafın menfaatlerinin çatıştığı uyuşmazlıklardır. YİDK kararı sonucunda tescil hakkı etkilenen (örneğin marka başvurusu reddedilen taraf) veya menfaati zedelenen üçüncü bir taraf varsa, bu tarafın da davanın sonucundan doğrudan etkileneceği göz önünde bulundurulduğunda davalı taraf olarak gösterilmesi zorunludur.
Bu durumda YİDK kararının iptali davasının hem Türk Patent’e hem de varsa menfaati etkilenen/bulunan diğer üçüncü tarafa/taraflara karşı açılması bir zorunluluktur. Ancak mutlak ret veya üçüncü bir tarafı ilgilendirmeyen salt YİDK kararlarına karşı yalnızca Türk Patent taraf olarak gösterilecektir.
İdari Aşamadaki Argümanlarla Bağlılık İlkesi
Yargılama sürecinde mahkeme, YİDK kararını 6769 sayılı SMK’nın ilgili maddeleri, yerleşik Yargıtay içtihatları ve bilirkişi incelemeleri ışığında denetlemektedir. Burada dikkat edilmesi gereken en kritik hukuki kısıtlamalardan biri, davanın kapsamının Türk Patent nezdindeki itiraz aşamasında ileri sürülen gerekçelerle sınırlı olmasıdır. Gerek marka yayıma itiraz, gerekse tasarım veya patent itiraz süreçlerinde, taraflar YİDK aşamasında sundukları argümanlarla bağlı kabul edilmektedir.
YİDK kararının iptali davası, özü itibarıyla idari bir kararın yerindelik denetimi değil, sunulan deliller ve itirazlar üzerinden yapılan bir hukukilik denetimidir. Dolayısıyla, idari süreçte hiç dile getirilmeyen bir ret nedeninin ilk kez mahkeme aşamasında ileri sürülmesi kural olarak yerinde görülmemektedir. Sözgelimi, idari aşamada yalnızca SMK m. 6/1 uyarınca karıştırılma ihtimaline dayanarak itiraz eden bir tarafın, iptal davası dilekçesinde ilk kez SMK m. 6/3 (önceye dayalı hak) veya SMK m. 6/9 (kötüniyet) gerekçelerini yeni birer itiraz nedeni olarak öne sürmesi, davanın genişletilmesi yasağına ve idari sürecin doğasına aykırılık teşkil edecektir. Bu nedenle, daha Türk Patent aşamasındayken kurgulanan itiraz stratejisinin, olası bir YİDK kararının iptali davasının da sınırlarını çizdiği unutulmamalıdır.
YİDK Kararının İptali ve Hükümsüzlük Davası İlişkisi
YİDK kararına karşı iptal davası açılmamasının, sonrasında bir hükümsüzlük davası açılmasına engel teşkil edip etmediğine ilişkin olarak, YİDK kararının iptali davası bir idari işlemin denetimi iken, hükümsüzlük davası tescilli bir hakkın esastan sona erdirilmesini amaçlayan bağımsız bir dava türüdür. Dolayısıyla bir tescile karşı Türk Patent nezdinde itiraz yolunun tüketilmemiş olması veya tüketilmiş olmakla birlikte YİDK kararının iptali davası açılmamış olması, o markanın veya tasarımın hukuka aykırı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Dolayısıyla hak sahipleri her zaman (sürelere dikkat etmek şartıyla) mahkemeden ilgili hakkın hükümsüzlüğünü talep edebilirler.
Sonuç
Mahkeme yapılan inceleme sonucunda YİDK kararını hukuka aykırı bulursa, ilgili idari işlemin (YİDK kararının) iptaline karar verir. Bu kararın kesinleşmesiyle birlikte dosya Türk Patent’e geri döner ve Türk Patent, mahkeme ilamı doğrultusunda tescil veya ret işlemlerini gerçekleştirmekle yükümlüdür.
Markanızın, tasarımınızın veya patentinizin geleceğini belirleyen bu hassas süreçte profesyonel bir yol haritası çizmek ve hak kayıplarının önüne geçmek için info@goklulaw.com üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İlgili Kişi:
Evren Fırat Göklü
Kurucu Ortak | Avukat | Marka & Patent Vekili



