Marka Kullanım Zorunluluğu: Kullanmama Nedeniyle Marka İptali
- 20 Oca
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 11 Mar
Türk marka hukukunda bir markayı tescil ettirmek için o markayı fiilen kullanıyor olma şartı aranmasa dahi, tescil sonrasındaki süreçte mülkiyet hakkının mutlak bir koruma altında kalması "kullanım" şartına bağlanmıştır. Türk marka sistemine göre, bir markanın hiç kullanılmasa bile tescil edilmesi mümkündür; ancak bu durum, marka sahibine sonsuz ve denetimsiz bir tekel hakkı tanımaz. Kanun koyucu, piyasada faaliyet göstermeyen markaların ticaret alanını gereksiz yere işgal etmesini önlemek bir diğer deyişle, birçok işaretin yararsız ve âtıl şekilde toplumun kullanımına kapatılmasını engellemek amacıyla [1], tescilden itibaren 5 yıllık bir "hoşgörü süresi" tanımış, bu sürenin sonunda ise markanın ciddi bir biçimde kullanılmasını hukuki bir gereklilik haline getirmiştir.
Bu yazımızda, marka sahiplerinin hak kaybına uğramaması ve tescilli markalarını koruyabilmeleri için hayati önem taşıyan şu başlıkları detaylandıracağız:
Marka Kullanımı Nedir? Bir markanın hukuken "kullanılmış" sayılabilmesi için gereken kriterler nelerdir?
5 Yıllık Hoşgörü Süresi: Marka tescilinden sonra tanınan bu sürenin anlamı ve kapsamı nedir?
Kullanmamanın Hukuki Sonuçları: Markanın kullanılmaması durumunda karşılaşılabilecek; idari iptal süreci, kullanım ispatı talebi ve kullanmama savunması (def’i) gibi yaptırımları inceleyeceğiz.

Marka Kullanım Yükümlülüğü ve 5 Yıllık Hoşgörü Süresi
Türk marka hukukunda mülkiyet hakkının mutlak surette ve etkin biçimde korunması, sadece tescil ile değil, bu tescilin ticari hayattaki karşılığı olan "kullanım" ile mümkündür. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) 9. maddesi, marka sahibine bir kullanma yükümlüğü vermektedir. Ancak burada bahsi geçen kullanım, alelade bir kullanım değil, "ciddi biçimde kullanım" olmalıdır. SMK m. 9/1 uyarınca, bu yükümlülük, markanın tescil tarihinden itibaren başlamaktadır; fakat marka sahibine markasını piyasaya yerleştirmesi ve gerekli yatırımları yapabilmesi için 5 yıllık bir "hoşgörü süresi" tanınmaktadır. İlgili maddenin lafzı şu şekildedir:
SMK m. 9/1: “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.”
Öncelikle kanunun lafzından 5 yıl boyunca markanın hiç kullanılmaması halinin herhangi bir hak kaybına yol açmayacağı anlaşılmaktadır. Ancak bu sürenin dolmasıyla birlikte, marka artık "kullanılmama nedeniyle iptal" veya "kullanım ispatı", “kullanmama def’i” gibi yaptırımlara karşı savunmasız hale gelecektir. Kısacası, 5 yıllık süre marka sahibi için bir "koruma kalkanı" iken, bu sürenin dolması markanın etkin korumasının sağlanabilmesi için ciddi biçimde kullanılmasını hukuki bir zorunluluk haline getirmektedir.
Yine ilgili maddenin lafzından da anlaşılabileceği gibi kanun koyucu, alelade bir kullanım değil, “ciddi biçimde” kullanım şartı aramaktadır. Bir markanın "ciddi biçimde" kullanıldığının kabul edilebilmesi için; sembolik bir satıştan öte, markanın tescil edildiği mal veya hizmetler için pazar payı oluşturma veya mevcut payı koruma amacı gütmesi gerekmektedir[2]. Ekonomik bir değeri olmayan, sadece markayı iptalden kurtarmak amacıyla yapılan göstermelik işlemler, hukuken geçerli bir "kullanım" teşkil etmemektedir. Bu bakımdan marka kullanımının, markayla sunulan mal veya hizmetin piyasada tanınmasını, diğer işletmelerin mal/hizmetlerinden farklılaşmasını sağlayacak yoğunlukta ve markadan ekonomik yarar elde edecek şekilde olması gerekmektedir.[3]
Markasal Kullanım Sayılan Haller (SMK m. 9/2 ve 9/3)
Kanun koyucu, ticari hayatın gerekliliklerini göz önüne alarak, markanın her zaman tescil edildiği ilk günkü gibi kullanılmasını şart koşmamaktadır. Bu bakımdan aşağıdaki durumlar, marka sahibi için "geçerli kullanım" olarak kabul edilmektedir:
Ayırt Edici Karakteri Değiştirmemek Şartıyla Farklı Unsurlarla Kullanım: Markanın özünü, yani tüketici nezdindeki algısını değiştirmeyen ufak modernizasyonlar veya yan unsurlardaki değişikliklerle kullanılması, tescilli markanın kullanıldığı anlamına gelmektedir. Önemli olan, tescilli marka ile kullanılan şekli arasında “farklı bir marka” izlenimi yaratacak düzeyde farklılaşmanın bulunmaması gerekmektedir. Bu duruma, arka plan renginin değiştirilmesi, kelime unsurlarının farklı stilize yazı tiplerinde yazılması vb. kullanımlar örnek gösterilebilecektir.
İzin (Lisans) Yoluyla Kullanım: Markanın bizzat sahibi tarafından değil de, sahibinden izin alan bir lisans sahibi, bayii veya yetkili satıcı tarafından kullanılması da marka sahibinin kullanımı olarak sayılmaktadır. Ayrıca, marka sahibi bir şirketse ancak marka kullanımı şirket sahibi veya imza yetkisi olan (müdür, yönetici vb.) tarafından kullanılıyorsa, bunlar da marka kullanımı sayılan haller kapsamındadır.
Sadece İhracat Amacıyla Kullanım: Ürünler Türkiye iç pazarında satılmasa dahi; markanın mal veya ambalajlar üzerine sadece ihracat amacıyla uygulanması (markanın mal veya ambalaj üzerine Türkiye sınırları içerisinde işlenmesi/yerleştirilmesi gerekmektedir), Türkiye'de kullanım şartını yerine getirmiş sayılmaktadır.
Kullanmamanın Hukuki Sonuçları ve Öngörülen Yaptırımlar
Beş yıllık hoşgörü süresinin dolmasına rağmen bir markanın ciddi biçimde kullanılmaması, o markayı hukuken "kırılgan" hale getirmektedir. Marka sahibi, bu aşamadan sonra sadece mülkiyet hakkını kaybetme riskiyle değil, aynı zamanda marka tescilinden doğan haklarını başkalarına karşı ileri sürememe engeliyle de karşılaşmaktadır. Bu yaptırımlar “kullanmama nedeniyle markanın idari iptali”, “itiraz süreçlerinde kullanım ispatı talebi” ve “hükümsüzlük ile tecavüz davalarında kullanmama def’i” olarak özetlenebilecek olup detayları şu şekildedir:
Kullanmama Nedeniyle Markanın İdari İptali (Türk Patent Süreci)
10 Ocak 2024 tarihine kadar mahkemeler kanalıyla yürütülen "kullanmama nedeniyle iptal" süreci, bu tarihten itibaren tamamen idari bir nitelik kazanarak Türk Patent ve Marka Kurumu (“Türk Patent”) yetkisine devredilmiştir. SMK m. 26/1 (a) uyarınca, markasını 5 yıl boyunca kullanmayan bir hak sahibine karşı, ilgili herkes Türk Patent’e başvurarak markanın iptalini talep edebilmektedir.
İlgili marka için iptal talebinde bulunulduktan sonra Türk Patent, iptal talebini başvuru sahibine tebliğ etmektedir. Marka sahibine, cevaplarını ve kullanıma ilişkin delillerini Türk Patent’e sunması için 1 aylık süre verilmektedir. Marka sahibinin talebi üzerine bu süre 1 ay daha uzatılabilmektedir. Bu süreçte ispat yükü marka sahibindedir. Eğer marka sahibi, markasını tescilli olduğu mal ve hizmetler için kullandığını veya kullanmamak için haklı bir sebebi (örneğin ithalat yasağı, doğal afet vb.) olduğunu kanıtlayamazsa, markanın iptaline ve sicilden terkin edilmesine karar verilir. Kural olarak iptal kararı, iptal talebinin Türk Patent’e sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. Ancak talep üzerine iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir.
Türk Patent’in iptal kararına karşı marka sahibinin veya iptal talebinin tamamen veya kısmen reddedilmesi halinde iptal talebinde bulunanın, kararın tebliğinden itibaren 2 ay içerisinde Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (“YİDK”) nezdinde karara itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Tüm Türk Patent kararlarında olduğu gibi, burada da YİDK kararı tamamen veya kısmen aleyhe sonuçlanan tarafın, kararın kendisine tebliğinden itibaren 2 ay içerisinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde YİDK Kararının İptali Davası açma hakkı bulunmaktadır.
İtiraz Süreçlerinde Kullanım İspatı Talebi
Marka başvurusunun, Türk Patent tarafından şeklen ve “Mutlak Ret Nedenleri” bakımından incelendikten sonra Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanmasına karar verilmektedir. Bülten yayım süresi olan 2 ay boyunca; önceki tarihli marka sahipleri, mutlak ret ve özellikle “Nispi Ret Nedenleri” uyarınca marka başvurusunun yayımına itirazda bulunabilmektedir. İtirazlarda en sık karşılaşılan nispi ret nedenlerinden biri ise SMK m. 6/1 (markalar arasında karıştırılma ihtimali) argümanıdır.
SMK m. 19/2 uyarınca, SMK m. 6/1 argümanına dayanılarak yapılan itirazlar bakımından, marka başvurusu sahibine kullanım ispatı savunması imkânı tanınmıştır. Buna göre, eğer itiraza dayanak gösterilen marka, tescil tarihinden itibaren 5 yılını doldurmuşsa (marka başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle), marka başvurusu sahibi kullanım ispatı talebinde bulunabilmektedir. Bu durumda itiraz eden taraf, kullanım ispatı talebinin kendisine tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde, markasını son 5 yıl içinde ciddi bir şekilde kullandığını kanıtlar nitelikteki delilleri Türk Patent’e sunması gerekmektedir. Eğer kullanım ispat edilemezse, kullanımı ispat edilemeyen itiraza dayanak markalar SMK m. 6/1 argümanı bakımından dikkate alınmamaktadır.
Tecavüz ve Hükümsüzlük Davalarında Kullanmama Def’i (Savunması)
Kullanmama durumu, sadece Türk Patent önündeki itirazlarda ve idari iptal taleplerinde değil, mahkemelerdeki davalarda da bir savunma silahı olarak kullanılmaktadır. SMK m. 29/2 uyarınca, bir marka sahibi markasına tecavüz edildiği iddiasıyla dava açtığında, davalı taraf "kullanmama def’i (savunması)" ileri sürebilmektedir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
Benzer şekilde bir marka sahibi, daha eski tarihli bir markaya dayanarak SMK m. 6/1 uyarınca başka bir markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğinde, SMK m. 25/7 uyarınca davalı taraf yine kullanmama def’i (savunması)” ileri sürebilmektedir.
Sonuç: Etkin Marka Koruması için Kullanımı Belgelendirin
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve özellikle 2024 yılı itibarıyla yürürlüğe giren idari iptal süreçleri, marka hukukunda "kullanım" kavramını bir tercih olmaktan çıkarıp mutlak bir zorunluluk haline getirmiştir. 5 yıllık hoşgörü süresini doldurmuş bir markanın ciddi biçimde kullanılmaması, o markayı sadece kâğıt üzerinde bir hakka dönüştürmekte ve rakipler karşısında savunmasız bırakmaktadır.
Bu süreçte iki kritik taraf bulunmaktadır ve her iki taraf için de doğru hukuki stratejiyi kurgulamak hayati önem taşımaktadır:
Marka Sahipleri İçin: Markanın idari iptalini önlenmesi ve etkin korumadan yararlanılabilmesi için kullanımın "ciddi" olduğunu kanıtlayan faturaların, katalogların, reklam verilerinin ve ambalaj örneklerinin sistematik bir şekilde arşivlenmesi gerekmektedir.
Yeni Marka Başvuru Sahipleri İçin: Karşılaşılan "eski ama kullanılmayan" marka engellerinin aşılması için idari iptal ve yalnızca yıldırma/göz korkutma amaçlı yapılan itirazlara karşı kullanım ispatı talebi ve kullanmama def’i gibi hukuki araçların doğru zamanda ve doğru usulle kullanılması gerekmektedir.
Marka hukukunun bu teknik ve süreye bağlı yapısında hak kaybına uğramamak, markanızın ticari değerini korumak veya haksız itirazları bertaraf etmek için profesyonel bir rehberlik almak en güvenli yoldur.
Kullanıma ilişkin delillerinizin tespiti, dosyalanması, Türk Patent nezdindeki itiraz süreçlerinizin yönetimi ve dava süreçleri hakkında detaylı bilgi için tarafımızla iletişime geçebilirsiniz.
İlgili Kişi:
Kurucu Ortak | Avukat | Marka & Patent Vekili
[1] Ünal Tekinalp, Gül Okutan Nilsson, Feyzan Hayal Şehirali Çelik, Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, (On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2025), s. 673
[2] ABAD, 11.03.2003 T., C-40/01, Ansul BV v Ajax Brandbeveiliging BV kararı
[3] Tekinalp, Nilsson, Çelik, s. 676



